30 Eylül 2010 Perşembe

Temrin Dergisi sayı 30


Temrin edebiyat dergisi Ekim ayına 30. sayısı ile girdi. Genç yeteneklerin ürünlerine sayfalarını açmasıyla ve okul kimliğiyle tanınan dergi, yeni yayın döneminde usta kalemlere ağırlık vermesiyle dikkat çekiyor. Eylül sayısıyla birlikte başlayan usta-çırak buluşmaları bu sayıda da kendini hissettiriyor. Dergi yeni edebiyat profesörü olan Şaban Sağlık’ın « roman ve kurgu » üzerine kaleme aldığı kapsamlı bir yazısını kapakta ana spota taşımış. Şaban Sağlık, bu yazısında romanda geleneğin izini sürüyor. İhsan Safi, hikâyeci Şevket Bulut hakkında geniş bir değerlendirme yazısı kaleme almış. Felsefe Doçenti Vefa Taşdelen ise « hava metaforu »nun ontolojik yapısına dikkat çeken güzel ve önemli bir yazı ile okura sesleniyor. Doçent Dr. Ersin Teres ise Eski Türk Şiiri’ne dair üçüncü yazısını okurla paylaşıyor. Dergi hemen hemen her ay bir röportajla okurun karşısına çıkıyor. Bu sayının röportajı portreler kitabı hazırlamasıyla dikkat çeken Sıddık Akbayır ile yapılmış. Röportajı Dİlek Uysal yapmış. Ayşe Aldemir ve kadriye Yapıcı öyküleriyle bu sayıya katkıda bulunan genç öykücüler. Temrin dergisi bu yıl şiirlerini çok daha ince eleyip sık dokuyacağını eylül sayısındaki şiirleriyle ortaya koymuş oldu. Bu sayıdaki şairler şunlar : Arzu Eşbah, Elif Nuray, Ebru M. Kayır, Ayhan Emir Yolcu, Muaz Güner, Şeref Yılmaz, Burcu Akkanlı, Kamil Çağlar Aksu, Melih Taşçı ve Kemal Çelik. Dergi okura sık sık çeviri şiir sunmakla dikkatleri çekiyor. Bu sayının çeviri şiiri Muhammed Mevlüt Faki’ye ait. Şiiri çeviren Nihan Işıker. Temrin zincir kitap mağazalarında ve seçkin kitapçılarda her ay okura düzenli ulaşıyor.

Müsvedde Dergisi 12.sayı


M E R H A B A


Müsvedde, yoluna devam ediyor. İlk günkü heyecanımızla yine dopdolu bir sayı hazırladık sizlere. Yine en az gönüllerinize hitap edeceğimiz kadar göz zevkinize de hitap edeceğimizi garanti ediyoruz.

Şimdiye kadar kapakta köklü bir değişikliğe gitmeyen Müsvedde, bu sayısında değişik bir kapak tasarımıyla karşınıza çıkıyor. Bu hep böyle gidecek diye bir şey yok. Diğer sayıda ne olur bilinmez. Biraz nabız yoklamak istedik. İç sayfalarımızda da yaptığımız bazı değişiklikleri çabucak fark edeceksiniz. Ön ve arka kapakta kullandığımız fotoğrafları sağ olsun Zeynep Hanım’dan izin alarak kullandık. Kendisine teşekkür ediyoruz. Zeynep Hanım gerçekten usta bir fotoğraf sanatçısı ve fotoğraflarının altına yazdığı yazılardan anladığımız kadarıyla da iyi bir yazar da aynı zamanda. Çok da güzel bir internet sitesi var. www.zeynepinyeri.com uzantılı siteyi ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Bu sayımızda artık şiirlerine âşina olduğunuza inandığımız Rasim Demirtaş ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiyi Eyüp Tosun yaptı.

Hasan Parlak Müsvedde Hayatlar, Ayşe Yamaç Okullu Melekler, Murat Çelik Labirent, Ömer Kemiksiz Şehir Vedaları, Duran Çetin Âleaddin’den Mevlana’ya, Burcu Akkanlı İsimsiz Mektup İmgesi, Can Şen Peyami Safa-Cahit Sıtkı Tarancı Dostluğu, Serpil Akgül Nedim’in Sebk-i Hindî’nin İzinde Vasfettiği Dilber Ve Bir Gazel Üzerine, Ayfer Sümer Bozaa, Abdurrahman Çiçek Yürek Yangını, Sefa Durmaz Adımlarla Hayat, Ayhan Öztürkoğlu Seküler Açıdan Kadın İronizmi, İnanç Baral Deli Deli Olma başlıklı hikâye, deneme ve makaleleriyle yer aldılar.

Rasim Demirtaş, Mehmet Şüphecioğlu, Mehmet Nuri Parmaksız, Nihat Kaçoğlu, Mustafa Durdu, Fevzi Yetkin, Mirjakıp Turanî, Tevfik Hatıpoğlu, Ümit Erdem, Cahide Güçlü, Sibel Dalgın, Ayhan Aslan, Hızır İrfan Önder, Filiz Özdemir ve Yusuf Bal bu sayımızın şairleri.

Küllük, ilk kez karşınıza çıkıyor. Bu sayımızdan itibaren sizlerle olmaya devam edecek. Küllük, sizlere kültür-sanat ve edebiyata dair bazı haberler verecek, bazen de yorumlar yapacak.

Edebiyat, sanat ve kültürle iç içe bir toplum olabilmemiz umuduyla, keyifli okumalar.

17 Eylül 2010 Cuma

Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü


Kıyı 50. Yıl Etkinlikleri



Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü



50. yılını kutlamaya hazırlanan Kıyı dergisi, yazın alanında değişik türlerde pek çok yapıtı bulunan, 50 yıldır kültür-sanat dünyasının güzelleşmesine ürünleriyle katkıda bulunan, sanat yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği Almanya’da oluşturduğu yazınsal birikimleri bu alana gönül verenlerle paylaşıp yapıtlara dönüştüren şair Ruhi Türkyılmaz adına bir şiir yarışması düzenlemiştir. Yarışma önümüzdeki yıllarda sırasıyla öykü ve roman dallarında dönüşümlü olarak sürdürülecektir. Ödül, 2011’de Kıyının yayım tarihinin 50. yılında şiir dalında verilecek.



Yarışma Koşulları:


1- Ödüle aday olan yapıtlarda çağdaş bir dünya görüşü, şiirin gerektirdiği estetik ve dil bilinci temel ölçüt olacaktır.



2- 1 Ocak 2010-1 Nisan 2011 tarihleri arasında yayımlanan şiir kitapları ya da kitap oylumundaki (en az 30 şiirden oluşan) şiir dosyaları ile ödüle aday olunabilir.



3- Son başvuru tarihi 1 Nisan 2011’dir.



4- Ödüle katılacak kitap ya da dosyanın 5 örneğinin katılımcı ya da onun yetkili kıldığı yayınevi tarafından bir başvuru dilekçesi eşliğinde, bir özgeçmiş ve iletişim bilgileriyle birlikte, verilen adrese ulaştırılması gerekmektedir.



5- Seçici Kurul: Ahmet Özer, Ali Mustafa, Ayten Mutlu, Çiğdem Sezer ve İbrahim Dizman’dan oluşmaktadır.



6- Ödül, 3.000 (üç bin) TL’dir. Ödül, yarışmayı kazanan yapıtın sahibine, 2011’de Trabzon’da düzenlenecek “50. Yılında Kıyı” etkinliklerinde (Tarih sonra bildirilecektir.) bir plaket ile birlikte verilecektir.



7- Ödül bölüştürülmeyecektir.



8- Ödüle katılan kitaplar ve dosyalar, sahiplerine geri gönderilmeyecektir.



Kargo gönderme adresi:

Ahmet Özer, Uğur Mumcu Mah. 1589 Sokak, Umut Sitesi No: 36 Batıkent-Ankara



e posta: ahmetozer46@gmail.com

16 Eylül 2010 Perşembe

Tevfik HATIPOĞLU-Yedi Renkli Göl


yedi renkli göl


büyüyünce gözyaşlarım
susuz havzalar kalmayacak
şimdi de kuraklığı süpürmeli
üstlerinin pislikleriyle tezat
belediyenin temizlik görevlileri

dolaş göllerin diyarını
suya kansın damağın
Sagalassos’ta Antoninler Çeşmesi’nde
günahların damlıyor dudağının kenarından
göğüs boşluğunu hançerliyor her düşen
şeytanları yürüt kral yolundan
kuşak bağla yedi renkli gölden
firari hançerini gizle
ürkütme kuraklığı
gözyaşlarım büyüyünce alacak öcümü

kazma vur yeni kuyulara
deniz seviyesine düştüğü vakit
güneş
toprakla barıştır artık kazmayı
susuzluğunu dinle
kuyulara su vuruncaya kadar
gözyaşı şişeleri doluncaya kadar
geçip gitsin yollarından krallar

yedi renkli gölden
savaşın kırmızısını alıp gitsinler
dullara karalar kalsın
askere çil çil altın sarısı bıraksınlar
düşman gözleyen buluta beyaz
göllere ve gözlere
mavili tüm tonlar kalsın
diğer renkleri dağıtın Psidia halklarına
büyüyünce gözyaşlarımı kral yapsınlar
göllerin diyarına

TEVFİK HATIPOĞLU
Eylül İki Bin On\Uşak
Temrin Dergisi

Tevfik HATIPOĞLU-Ruh Bakım Onarım Servisi

ruh bakım onarım servisi

yalnızlıktan da kurtulup
anadan doğma kalsak
cascavlak
meczuplar gibi geride bıraksak
akli dengeleri
petrol kadar kirli geçmişimizi
yeni açan küs çiçeğiyle saklasak
cehennemin eşiğinde duran
fırıncı küreğindeki tedirgin ekmekle
günlerce yetinsek
öteye yokluk hazırladık hep
öteye yolluk hazırlasak

üçüncü dünya ülkelerine
demokrasi götüren asker kadar gururluyken
yenik diktatörün heykelleri gibi
gururunu yıksak
muzaffer komutan edası takınsak
yalnızlıktan da kurtulup
yalın kılıç savaş açsak dünyalarımıza
sonra ıstıraplarımızı değnek yapıp
yolluğumuzu ucuna taksak
ağaçtaki nar yeşilden kırmızıya dönse de
yürüsek koordinatları belli yolumuza

ruhumuzun da ihtiyacı vardır buna

Tevfik HATIPOĞLU
Eylül İki Bin On\Uşak
Tûti Edebiyat Dergisi

2 Eylül 2010 Perşembe

Temrin Dergisi Eylül 2010


Temrin, yeni yayın dönemine yenilenen güçlü kadrosu ve yazarlarıyla giriyor. İlk kez kendi hacmimizi aşan özel sayımız, yaza girerken oldukça dikkat çekti ve ilgi gördü. Derginin kadrosundaki değişiklikleri jenerik kısmında görebilirsiniz. Yeni görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Yazıları ve şiirleri bundan böyle daha ince elekten geçirerek dergiye koyacağız. Daha önce söylediğimiz teşvik amaçlı bir iki yazı ve şiir yine olacak. Çünkü Temrin, okul kimliğiyle tanındı. Ülke genelinden çalışma gönderen onlarca kişinin, gönderdikleri çalışmalara cevap beklemelerini görmezden gelemeyiz. Her yıl yetiştirdiği kalemlerden kendi kadrosuna yenilerini ekleyen Temrin, bu görevini yeni yılda da devam ettirecek. Ne var ki bundan böyle artık yeni kalemler değil ustalar ağırlıkta olacak. Böylece Temrin, isminin içini doldurmuş olacak. Bu sayımızdaki şiirler, yeni yıla girerken çıtayı yükselttiğimizin en açık işaretidir. Bu sayıda birbirinden güzel şiirler okuyacaksınız. Arzu Eşbah, Fatih Yavuz Çiçek, Ebru M. Kayır ve Sümeyye Şeker dergide ilk kez şiirleri yayınlanan arkadaşlarımız. Bundan böyle onlardan daha güzel şiirler okuyacaksınız. Kadir Korkut, artık Temrin okurlarının tanıdığı bir isim. Yeni şiirini okurlarıyla buluşturuyoruz. Murat Çelik gelecek vaad eden genç bir arkadaşımız. Daha önce öyküsüyle okurların karşısına çıkmıştı, bu kez de bir şiiriyle okura sesleniyor. İbrahim Türkhan, Kırgız şairlerinden yaptığı çeviri şiirlerle Temrin okurunun aşina olduğu bir isim. Şeref Yılmaz da, alışılmışın dışında bir şiirini okurla buluşturuyor. Bu sayının yazarları şöyle: Mehmet Öztunç, daha önce okurun aşina olduğu bir isim. Bu sayıda Cengiz Aytmatov hakkında önemli bir değerlendirmesiyle okurun karşısına çıkıyor. Harun Atak, 2009 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü almıştı. Nerval hakkında önemli bir yazısını ilk kez Temrin okuruyla buluşturuyoruz. Dergimizin kadrosundan olan Tülay Berberoğlu mütevazı ama içten bir yazıyla bu sayıda yer aldı. Yıldız Ramazanoğlu, yaza girmeden ilk yazısını Temrin okurlarıyla buluşturmuştu. Yaz arkasından bir öyküyle Temrin okuruna karşı vefasını göstermiş oldu. Ramazanoğlu’nun yazıları devam edecek. Yazya Ektiren, bir yıldır emek verdiğimiz bir kalem. Toprak altında uzun süre bekleyen Çin bambuları gibi bir yıldır yazdıklarını silmekle, düzeltmekle, yırtmakla meşguldü. İlk kez bir öyküsüyle görücüye çıkıyor. Öykünün iyi bir yerde durduğunu okuyunca siz de göreceksiniz. Hüseyin Kaya, ilk kez bir denemesini okurla buluşturmuş oldu. Bu Hüseyin Kaya’yı, derginin yeni yılda yayın yönetmenliğini üstlenen V. Hüseyin Kaya ile karıştırmamak gerekir. Hüseyin Kaya daha önce Sivas’ta Sühan dergisini çıkarmıştı. Denemesini keyifle okuyacaksınız. Cansaran Kızıltaş, dergimizin kadrosunda bulunan bir isim. Yeni bir yazısını okurla buluşturuyor. Eylül Başak, daha önce birkaç kere öykü ile okurun karşısına çıktı, bu kez bir değerlendirme yazısı ile okura sesleniyor. Bilal Can da İsmet Özel’e dair bir tanıtım yazısı ile ilk kez okurun karşısına çıkıyor. Tahsin Yıldırım, araştırmacı kimliğiyle sağlam yerde duran bir kalem. Tevfik Fikret’te Ezan temalı önemli bir yazısını okurla buluşturuyoruz. Kazan Tatarlarından profesör doktor Hatip Minnigulov, Kazan Tatarlarında İstanbul sevgisine dair bu önemli yazıyı, İstanbul’un da kültür başkenti olması dolayısıyla, Temrin okurları için kaleme aldı. Nihan Işıker, yeni yayın yılında editörlük görevini üstlendi. Geçtiğimiz yıl Genel Koordinatörlük görevini başarıyla yerine getiren Işıker, bu sene görevi gereği yazının daha çok içinde olacak. Aynı zamanda Temrin’in kapak resimlerini yapan Nihan Işıker, bu sayıda önemli bir isimle röportaj yaptı. Hırvatistan/Zagreb’de Türkoloji Bölümü’nün kurucusu olan ve babası sayılan değerli Türkolog Ekrem Çavuşeviç ile yapılan röportajı dikkatle okumanızı öneriyoruz. Sıddık Akbayır, Temrin okurunun artık yakından tanıdığı bir isim. Onun portre yazıları Temrin okurları tarafından dikkatle takip ediliyor. Bu sayıda Mustafa Kutlu’yu ele alan yeni bir yazısını okuyacaksınız. Ayşenur Sır, ilk kez “Toprak Özel Sayısı”ndaki yazısıyla Temrin okuruna seslendi. Aynı özel sayıda hem röportaj yaptı hem yazı yazdı. Uşak Üniversitesi’nde yardımcı doçent doktor olan Ayşenur Sır, bundan sonra da yazılarıyla Temrin okuruna seslenmeye devam edecek. Daha önce Nasreddin Hoca ve Toprak özel sayılarımıza yazılarıyla katkıda bulunan Zülfikâr Bayraktar, bu sayımızda da önemli bir konu ile okura sesleniyor. Türk edebiyatında pek ele alınmayan “Levantenler” konusunu işleyen bu yazıyı dikkatle okumanızı öneriyoruz. Son olarak “devran” köşemizi de bundan böyle Seda Ülke hazırlayacak. Temrin, dolu değil dopdolu bir sayı ile sizlerin karşısına çıktı. Yeni yayın döneminin iyilikler getirmesini diliyoruz.